Haber etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Haber etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

2 Mayıs 2019 Perşembe

2019 Billboard Müzik Ödülleri sahiplerini buldu

2019 Billboard Müzik Ödülleri, dün akşam Las Vegas'taki MGM Grand Garden Arena'da düzenlenen törenle sahiplerini buldu. Kelly Clarkson'ın sunuculuğunu üstlendiği gecede, Cardi B'nin 21 adaylığı olsa da ödülleri toplayan Drake oldu. Drake, toplam 12 ödülle Billboard Müzik Ödülleri tarihinin en çok ödül toplayan yıldızı oldu. İşte 2019 Billboard Müzik Ödülleri'ni kazananların tam listesi...


En İyi Şarkıcı
Drake

En İyi Yeni Şarkıcı
Juice WRLD

Billboard Liste Başarısı Ödülü
Ariana Grande

En İyi Erkek Şarkıcı
Drake

En İyi Kadın Şarkıcı
Ariana Grande

En İyi İKili/Grup
BTS

Top Billboard 200 Şarkıcısı
Drake

Top Hot 100 Şarkıcısı
Drake

Şarkısı En Çok Çalınan Şarkıcı
Drake

En Çok Satan Şarkıcı
Drake

Radyolarda En Çok Çalınan Şarkıcı
Drake

En İyi Sosyal Medya Şarkıcısı
BTS

En İyi Turne Şarkıcısı
Ed Sheeran

En İyi R&B Şarkıcısı
Ella Mai

En İyi R&B Erkek Şarkıcı
The Weeknd

En İyi R&B Kadın Şarkıcı
Ella Mai

En İyi R&B Turnesi
Beyoncé & JAY-Z

En İyi Rap Şarkıcısı
Drake

En İyi Rap Erkek Şarkıcısı
Drake

En İyi Rap Kadın Şarkıcısı
Cardi B

En İyi Rap Turnesi
Beyoncé & JAY-Z

En İyi Country Şarkıcısı
Luke Combs

En iyi Country Erkek Şarkıcısı
Luke Combs

En İyi Country Kadın Şarkıcısı
Carrie Underwood

En İyi Country İkilisi/Grubu
Dan + Shay

En İyi Country Turnesi
Kenny Chesney

En İyi Rock Şarkıcısı
Imagine Dragons

En İyi Rock Turnesi
Elton John

En İyi Latin Şarkıcısı
Ozuna

En iyi Dans/Elektronik Şarkıcıs
The Chainsmokers

En İyi Hristiyan Şarkıcı
Lauren Daigle

En İyi Gospel Şarkıcısı
Tasha Cobbs Leonard

Top Billboard 200 Albüm
Drake “Scorpion”

En İyi Soundtrack
The Greatest Showman

En iyi R&B Albümü
XXXTentacion “17”

En İyi Rap Albümü
Drake “Scorpion”

En iyi Country Albümü
Luke Combs “This One’s For You”

En İyi Rock Albümü
Panic! At This Disco “Pray For The Wicked”

En İyi Latin Albümü
Ozuna “Aura”

En iyi Dans/Elektronik Albümü
The Chainsmokers “Sick Boy” -- WINNER

En İyi Hristiyan Albümü
Lauren Daigle “Look Up Child”

En İyi Gospel Albümü
Tori Kelly “Hiding Place”

Top Hot 100 Şarkısı
Maroon 5 ft. Cardi B “Girls Like You”

En Çok Çalınan Şarkı
Travis Scott “SICKO MODE”

En Çok Döndürülen Klip
Drake “In My Feelings”

En Çok Satan Şarkı
Maroon 5 ft. Cardi B “Girls Like You”

En İyi Radyo Şarkısı Maroon 5 ft. Cardi B “Girls Like You”

En İyi İşbirliği
Maroon 5 ft. Cardi B “Girls Like You”

En İyi R&B Şarkısı
Ella Mai “Boo’d Up”

En iyi Rap Şarkısı
Cardi B, Bad Bunny & J Balvin “I Like It”

En İyi Country Şsrkısı
Bebe Rexha & Florida Georgia Line “Meant to Be”

En İyi Rock Şarkısı
Panic! At The Disco “High Hopes”

En İyi Latin Şarkısı
Casper Magico, Nio Garcia, Darell, Nicky Jam, Bad Bunny & Ozuna “Te Bote”

En İyi Dans/Elektronik Şarkısı
Zedd, Maren Morris & Grey “The Middle”

En iyi Hristiyan Şarkısı
Lauren Daigle “You Say”

En iyi Gospel Şarkısı
Koryn Hawthorne “Won’t He Do It”

16 Şubat 2019 Cumartesi

61. Grammy Ödülleri'ni (2019 Grammy) kazananlar açıklandı

61. Grammy Ödülleri, Los Angeles'taki Staples Center'da Alicia Keys'in sunduğu törenle sahiplerini buldu. Kacey Musgraves, Drake, Cardi B, Dua Lipa, Lady Gaga, Childish Gambino ve Ariana Grande gecede büyük ödüllerin sahibi oldu. Lady, Gaga, Kacey Musgraves ve Childish Gambino geceden üçer ödülle ayrıldı. "En iyi coutry şarkısı" ve "en iyi country solo performansı" ödüllerinin yanı sıra "Yılın albümü" ödülünü country şarkıcısı Kacey Musgraves'in alması sürpriz olarak nitelendirildi. Son dönemin parlayan ismi Dua Lipa da "en iyi yeni sanatçı" ve "en iyi dans kaydı" olmak üzere iki Grammy aldı. Cardi B, "en iyi rap albümü" dalında Grammy kazanan ilk kadın oldu. Ariana Grande, sahne performansında söyleyeceği şarkı konusunda yapımcılarla anlaşamadığı için; Childish Gambino ise bilinmeyen bir nedenle törene katılmadı. İşte 2019 Grammy Ödülleri'ni kazananlar...


YILIN ALBÜMÜ
Kazanan: Kacey Musgraves - Golden Hour

Diğer adaylar:

H.E.R. - H.E.R.
Brandi Carlile - By the Way, I Forgive You
Drake - Scorpion
Various Artists - Black Panther: The Album
Post Malone - Beerbongs & Bentleys
Cardi B - Invasion of Privacy
Janelle Monáe - Dirty Computer

YILIN KAYDI
Kazanan: Childish Gambino - This Is America

Diğer adaylar:

Cardi B - I Like It
Brandi Carlile - The Joke
Lady Gaga & Bradley Cooper - Shallow
Drake - God’s Plan
Kendrick Lamar & SZA - All the Stars
Post Malone & 21 Savage - Rockstar
Zedd & Maren Morris - The Middle

YILIN ŞARKISI
Kazanan: Childish Gambino - This Is America

Diğer adaylar:

Kendrick Lamar & SZA - All the Stars
Ella Mai - Boo’d Up
Drake - God’s Plan
Shawn Mendes - In My Blood
Brandy Carlile - The Joke
Zedd & Maren Morris - The Middle
Lady Gaga & Bradley Cooper - Shallow

EN İYİ YENİ SANATÇI
Kazanan: Dua Lipa

Diğer adaylar:

Chloe x Halle
Luke Combs
Greta Van Fleet
H.E.R.
Margo Price
Bebe Rexha
Jorja Smith

EN İYİ RAP ALBÜMÜ
Kazanan: Cardi B - Invasion of Privacy

Diğer adaylar:

Mac Miller - Swimming
Nipsey Hussle - Victory Lap
Pusha-T - Daytona
Travis Scott - Astroworld

EN İYİ R&B ALBÜMÜ
Kazanan: H.E.R. -H.E.R.

Diğer adaylar:

Love & Cigarettes -- Toni Braxton

Good Thing -- Leon Bridges
Honestly -- Lalah Hathaway
Gumbo Unplugged (Live) -- PJ Morton

EN İYİ R&B ŞARKISI
Kazanan: “Boo’d Up” (Ella Mai)

Diğer adaylar:

“Come Through and Chill” (Miguel feat. J. Cole & Salaam Remi)
“Feels Like Summer” (Childish Gambino)
“Focus” - (H.E.R.)
“Long As I Live” - (Toni Braxton)

EN İYİ SOLO POP PERFORMANSI
Kazanan: Lady Gaga - Joanne (Where Do You Think You’re Goin’?)

Diğer adaylar

Beck - Colors
Camila Cabello - Havana (Live)
Ariana Grande - God Is a Woman
Post Malone - Better Now

EN İYİ RAP ŞARKISI
Kazanan: “God’s Plan” (Drake)

Diğer adaylar:

“King’s Dead” (Kendrick Lamar, Jay Rock, Future & James Blake)
“Lucky You” (Eminem feat. Joyner Lucas)
“Sicko Mode” (Travis Scott, Drake, Big Hawk & Swae Lee)
“Win” (Jay Rock)

EN İYİ GRUP POP PERFORMANSI
Kazanan: Lady Gaga ve Bradley Cooper - Shallow

Diğer adaylar:

Christina Aguilera ft. Demi Lovato - Fall In Line
Backstreet Boys - Don’t Go Breaking My Heart
Maroon 5 ft. Cardi B - Girls Like You
Justin Timberlake ft. Chris Stapleton - Say Something
Zedd, Maren Morris ve Grey - The Middle

EN İYİ GELENEKSEL POP VOKAL ALBÜMÜ
Kazanan: My Way - Willie Nelson

Diğer adaylar

Love is Here to Stay - Tony Bennett & Diana Krall
Nat “King” Cole & Me - Gregory Porter
Standards (Deluxe) - Seal
The Music...The Mem’ries...The Magic! - Barbra Streisand

EN İYİ VOKAL POP ALBÜMÜ
Kazanan: Ariana Grande - Sweetener

Diğer adaylar:

Camila Cabello - Camila
Kelly Clarkson - Meaning of Life
Shawn Mendes - Shawn Mendes
Pink - Beautiful Trauma
Taylor Swift - Reputation

EN İYİ DANS KAYDI
Kazanan: “Electricity” - Silk City & Dua Lipa feat. Diplo & Mark Ronson

Diğer adaylar:

“Northern Soul” -- Above & Beyond feat. Richard Bedford
“Ultimatum” -- Disclosure feat. Fatoumata Diawara
“Losing It” -- Fisher
“Ghost Voices” -- Virtual Self

EN İYİ DANS/ELEKTRONİK ALBÜM
Kazanan: Justice - Woman Worldwide

Diğer adaylar:

Jon Hopkins - Singularity
Sofi Tukker - Treehouse
SOPHIE - Oil of Every Pearl’s Un-Insides
TOKiMONSTA - Lune Rouge

EN İYİ MODERN ENSTRÜMANTEL ALBÜM
Kazanan: Steve Gadd Band - Steve Gadd Band

Diğer adaylar:

The Emancipation Procrastination -- Christian Scott aTunde Adjuah
Modern Lore -- Julian Lage
Laid Black -- Marcus Miller
Protocol 4 -- Simon Phillips

EN İYİ ROCK PERFORMANSI
Kazanan: Chris Cornell - When Bad Does Good

Diğer adaylar:

Arctic Monkeys - Four Out of Five
THE FEVER 333 - Made An America
Greta Van Fleet - Highway Tune
Halestorm - Uncomfortable

EN İYİ METAL PERFORMANSI
Kazanan: “Electric Messiah” - High on Fire

Diğer adaylar:

“Condemned to the Gallows” - Between The Buried And Me
“Honeycomb” - Deafheaven
“Betrayer” - Trivium
“On My Teeth” - Underoath

EN İYİ ROCK ŞARKISI
Kazanan: “Masseduction” (St. Vincent)

Diğer adaylar:

“Black Smoke Rising” (Greta Van Fleet)
“Jumpsuit” (Twenty One Pilots)
“MANTRA” (Bring Me The Horizon)
“Rats” (Ghost)

EN İYİ ROCK ALBÜMÜ
Kazanan: Greta Van Fleet - From the Fires

Diğer adaylar:

Alice in Chains - Rainier Fog
Fall Out Boy - M A N I A
Ghost - Prequelle
Weezer - Pacific Daydream

EN İYİ ALTERNATİF MÜZİK ALBÜMÜ

Kazanan: Colors - Beck

Diğer adaylar:

Tranquility Base Hotel + Casino -- Arctic Monkeys

Utopia -- Björk
American Utopia -- David Byrne
Masseduction -- St. Vincent

EN İYİ R&B PERFORMANSI
Kazanan: “Best Part” -- H.E.R. feat. Daniel Caesar

Diğer adaylar:

“Long As I Live” -- Toni Braxton
“Summer” -- The Carters
“Y O Y” - Lalah Hathaway
“First Began” -- PJ Morton

EN İYİ GELENEKSEL R&B PERFORMANSI
Kazananlar: “Bet Ain’t Worth the Hand” -- Leon Bridges

“How Deep Is Your Love” -- PJ Morton feat. Yebba

Diğer adaylar:

“Don’t Fall Apart on Me Tonight” -- Bettye LaVette
“Honest” -- MAJOR.
“Made for Love” -- Charlie Wilson feat. Lalah Hathaway

EN İYİ URBAN MODERN ALBÜMÜ
Kazanan: Everything Is Love -- The Carters

Diğer adaylar:

The Kids Are Alright -- Chloe x Halle
Chris Dave And The Drumhedz -- Chris Dave And The Drumhedz
War & Leisure -- Miguel
Ventriloquism -- Meshell Ndegeocello

EN İYİ RAP PERFORMANSI
Kazananlar: “King’s Dead” -- Kendrick Lamar, Jay Rock, Future & James Blake

“Bubblin” -- Anderson .Paak

Diğer adaylar:

“Be Careful” -- Cardi B
“Nice for What” -- Drake
“Sicko Mode” -- Travis Scott, Drake, Big Hawk & Swae Lee

EN İYİ COUNTRY SOLO PERFORMANSI
Kazanan: “Butterflies” - Kacey Musgraves

Diğer adaylar:

“Wouldn’t It Be Great” -- Loretta Lynn
“Mona Lisas And Mad Hatters” -- Maren Morris
“Millionaire” -- Chris Stapleton
“Parallel Line” -- Keith Urban

EN İYİ RAP SÖYLEME PERFORMANSI
Kazanan: “This Is America” - Childish Gambino

Diğer adaylar:

“Like I Do” -- Christina Aguilera feat. GoldLink
“Pretty Little Fears” -- 6lack feat. J. Cole
“All The Stars” -- Kendrick Lamar & SZA
“Rockstar” -- Post Malone feat. 21 Savage

EN İYİ COUNTRY İKİLİ/GRUP PERFORMANSI
Kazanan: “Tequila” - Dan + Shay

Diğer adaylar:

“Shoot Me Straight” -- Brothers Osborne
“When Someone Stops Loving You” -- Little Big Town
“Dear Hate” -- Maren Morris feat. Vince Gill
“Meant To Be” -- Bebe Rehxa & Florida Georgia Line

EN İYİ NEW AGE ALBÜMÜ
Kazanan: Opium Moon - Opium Moon

Diğer adaylar:

Hiraeth - Lisa Gerrard & David Kuckhemann
Beloved - Snatam Kaur
Molecules Of Motion - Steve Roach
Moku Maluhia - Peaceful Island - Jim Kimo West
EN İYİ COUNTRY ŞARKISI
Kazanan: “Space Cowboy” - (Kacey Musgraves)

Diğer adaylar:

“Break Up In The End” - (Cole Swindell)
“Dear Hate” - (Maren Morris Featuring Vince Gill)
“I Lived It” - (Blake Shelton)
“Tequila” - (Dan + Shay)
“When Someone Stops Loving You” - (Little Big Town)

EN İYİ DOĞAÇLAMA CAZ SOLOSU
Kazanan: “Don’t Fence Me In” - John Daversa

Diğer adaylar:

“Some of That Sunshine” -- Regina Carter, soloist
“We See” -- Fred Hersch, soloist
“De-Dah” -- Brad Mehldau, soloist
“Cadenas” -- Miguel Zenón, soloist

EN İYİ CAZ VOKAL ALBÜMÜ
Kazanan: The Window -- Cécile McLorin Salvant

Diğer adaylar:

My Mood Is You -- Freddy Cole
The Questions -- Kurt Elling
The Subject Tonight Is Love -- Kate McGarry with Keith Ganz & Gary Versace
If You Really Want -- Raul Midón with The Metropole Orkest Conducted by Vince Mendoza

EN İYİ CAZ ENSTRÜMANTEL ALBÜMÜ
Kazanan: Emanon -- The Wayne Shorter Quartet

Diğer adaylar:

Diamond Cut -- Tia Fuller
Live In Europe -- Fred Hersch Trio
Seymour Reads The Constitution! -- Brad Mehldau Trio
Still Dreaming -- Joshua Redman, Ron Miles, Scott Colley & Brian Blade

EN İYİ CAZ GRUP ALBÜMÜ
Kazanan: American Dreamers: Voices of Hope, Music of Freedom -- John Daversa Big Band Featuring DACA

Diğer adaylar:

All About That Basie -- The Count Basie Orchestra
Presence -- Orrin Evans And The Captain Black Big Band
All Can Work -- John Hollenbeck Large Ensemble
Barefoot Dances And Other Visions -- Jim McNeely & The Frankfurt Radio Big Band

EN İYİ LATİN CAZ ALBÜMÜ
Kazanan: Back to the Sunset -- Dafnis Preito Big Band

Diğer adaylar:

Heart of Brazil -- Eddie Daniels
West Side Story Reimagined -- Bobby Sanabria Multiverse Big Band
Cinque -- Elio Villafranca
Yo Soy La Tradición -- Miguel Zenón Featuring Spektral Quartet

EN İYİ LATİN POP ALBÜMÜ
Kazanan: Sincera - Claudia Brant

Diğer adaylar:

Prometo -- Pablo Alboran
Musas (Un Homenaje Al Folclore Latinoamericano En Manos De Los Macorinos), Vol. 2 -- Natalia Lafourcade
2:00 AM -- Raquel Sofía
Vives -- Carlos Vives

EN İYİ LATİN ROCK, URBAN VE ALTERNATİF ALBÜMÜ
Kazanan: Aztlán -- Zoé

Diğer adaylar:

Claroscura -- Aterciopelados

Coastcity -- COASTCITY
Encanto Tropical -- Monsieur Periné
Gourmet -- Orishas

EN İYİ BLUEGRASS ALBÜMÜ
Kazanan: The Travelin’ McCourys - The Travelin’ McCourys

Diğer adaylar:

Portraits In Fiddles - Mike Barnett

Sister Sadie II - Sister Sadie
Rivers And Roads - Special Consensus
North Of Despair - Wood & Wire

EN İYİ GELENEKSEL BLUES ALBÜMÜ
Kazanan: The Blues Is Alive and Well -- Buddy Guy

Diğer adaylar:

Something Smells Funky ‘Round Here -- Elvin Bishop’s Big Fun Trio
Benton County Relic -- Cedric Burnside
No Mercy In This Land -- Ben Harper & Charlie Musselwhite
Don't You Feel My Leg (The Naughty Bawdy Blues Of Blue Lu Barker) -- Maria Muldaur

EN İYİ MODERN BLUES ALBÜMÜ
Kazanan: Please Don’t Be Dead -- Fantastic Negrito

Diğer adaylar:
Here In Babylon -- Teresa James And The Rhythm Tramps
Cry No More -- Danielle Nicole
Out Of The Blues -- Boz Scaggs
Victor Wainwright And The Train -- Victor Wainwright And The Train

EN İYİ REGGAE ALBÜMÜ
Kazanan:  44/876 -- Sting & Shaggy

Diğer adaylar:

As The World Turns -- Black Uhuru
Reggae Forever -- Etana
Rebellion Rises -- Ziggy Marley
A Matter Of Time -- Protoje

EN İYİ GÖRSEL MEDYA SOUNDTRACK'I
Kazanan: The Greatest Showman

Diğer adaylar:

Call Me By Your Name

Deadpool 2
Lady Bird
Stranger Things

EN İYİ FİLM MÜZİĞİ
Kazanan: Black Panther -- Ludwig Göransson

Diğer adaylar:

Blade Runner 2049 -- Benjamin Wallfisch & Hans Zimmer
Coco -- Michael Giacchino
The Shape Of Water -- Alexandre Desplat
Star Wars: The Last Jedi -- John Williams

EN İYİ FİLM ŞARKISI
Kazanan: “Shallow” -- Lady Gaga, Mark Ronson, Anthony Rossomando & Andrew Wyatt (Söyleyen: Lady Gaga & Bradley Cooper)

Diğer adaylar:

“All The Stars” -- Kendrick Duckworth, Solána Rowe, Alexander William Shuckburgh, Mark Anthony Spears & Anthony Tiffith (Kendrick Lamar & SZA)
“Mystery Of Love” -- Sufjan Stevens (Sufjan Stevens)
“Remember Me” -- Kristen Anderson-Lopez & Robert Lopez (Miguel Featuring Natalia Lafourcade)
“This Is Me” -- Benj Pasek & Justin Paul (Keala Settle & The Greatest Showman Ensemble)

YILIN PRODÜKTÖRÜ
Kazanan: Pharrell Williams

Boi-1da
Larry Klein
Linda Perry
Kanye West

EN İYİ MÜZİK FİLMİ
Kazanan: Quincy (Quincy Jones)

Diğer adaylar:

Life in 12 Bars (Eric Clapton)
Whitney (Whitney Houston)
Itzhak (Itzhak Perlman)
The King (Elvis Presley)

EN İYİ KLİP
Kazanan: “This Is America” (Childish Gambino)

Diğer adaylar:

“Apes***” (The Carters)
“I’m Not Racist” (Joyner Lucas)
“PYNK” (Janelle Monáe)
“MUMBO JUMBO” (Tierra Whack)

https://www.ntv.com.tr/galeri/sanat/61-grammy-odullerini-2019-grammy-kazananlar-aciklandi,fyO2vN4kQES6Fvqijk9TeQ/GNQMzSYNnEC3a8m4pCBdww

18 Mart 2018 Pazar

70’inden sonra şöhret: Mustafa Özkent

Türkiye’de funk müziğin öncülerinden Mustafa Özkent, ‘Funk Anatolian’ albümüyle dinleyici karşısına çıktı. Özkent, funk müziği Türk filmlerine benzeterek “60-70’lerde ‘Türk filmine cahil avam tabaka gider’ zihniyeti vardı. Aynı şey bizim müziğimize de yansıdı. Yabancı hayranlığı nedeniyle ilgi göremezdik. İlk plağım İngiltere’de çıktıktan sonra ünlü oldum” dedi.


Anadolu Popu’nun Dr. Frankenstein’i olarak bilinen müzisyen Mustafa Özkent, ‘Funk Anatolian’ isimli enstrümantal bir albüm çıkardı. Farklı yörelerin müziklerinden derlenen albümde toplam 10 parça var. Özkent albümde roman, misket, çiftetelliyi de funk tarzında yorumluyor. Ve yeni albümünün Türkiye’de de gereken ilgiyi görmesini umuyor. Zira 1973’te ‘Gençlik ile Elele’ albümünü çıkaran Özkent, Türkiye’de değil İngiltere’de ünlendi. Finders Keepers Record’un 2006’da yayınladığı albüm; Michael Jackson, Herbie Hancock, George Benson, Chick Corea gibi isimlerinkiyle ‘en iyi albüm’ listelerine girdi, parçaları film müziklerinde kullanıldı. Özkent ile 70’inden sonra yakaladığı ününü ve yarım asırlık müzik serüvenini konuştuk.

Size ‘Anadolu Pop’unun Dr. Frankenstein’ı’ diyorlar. Bu lakap nereden geliyor?

2006’da Finders Keepers’dan plak çıktığı zaman İngiltere’nin ünlü DJ’i Andy Votel basına ‘Bu o kadar güzel ve olağanüstü bir sentez olmuş ki, Dr. Frankenstein nasıl bir şey yarattıysa Mustafa Özkent de müzikal anlamda böyle bir şey hazırlamış. Ben buna ancak Anadolu Pop’un Dr. Frankenstein’ı diyebilirim’ demiş. Bu lakap üzerime yapıştı.

‘Gençlik ile Elele’ albümünü 1973’te yaptınız ve 2006’da İngiltere’de tekrar yayınlanması için teklifi aldınız. Nasıl oldu bu?

1973’ten itibaren değişik tarzlarda 15 enstrümantal albüm yaptım. Ama bu tarzda ‘Gençlik ile Elele’ ve son albümüm ‘Funk Anatolian’ var. İngiltere’den teklif gelince Unkapanı’ndan aradılar ‘Ya hocam İngiltere’den bir firma seni arıyor o maymunlu plağı (kapağında maymun resmi var) çıkarmak için’. Ben de ‘Ne alaka 40 yıl olmuş, kime ne faydası var?’ dedim. Meğer albüm internete düşmüş ve tüm dünyada listelere girmeye başlamış. Sözleşmeyi yaptık, 2006’da plak yeniden çıktı.

O dönem Türkiye’de albümün kıymeti bilinmiyordu değil mi?

Maalesef o dönem ülkemizde değeri pek bilinmedi. Bu plaklar benim diğer sanatçılara yaptığım albümlerin yanında devede kulak kalır. Muazzez Abacı, Yıldırım Gürses, Muazzez Ersoy, Nükhet Duru, Neco’nun da aralarında bulunduğu yüzlerce sanatçının albümünün aranjörlüğünü, müzik yönetmenliğini üstlendim. Enstrümantal albümlerim ise renk olsun diye çıkarıldı. 1973’te plak çıktığında albümün adını ‘Gençlik için el ele’ koyduk ama gençlik ile el ele olamadık maalesef.

Peki yurtdışı etkisinin yanı sıra dönemin ne kadar etkisi var bunda? Eskiden müzikte söz önemliyken artık gençler Türkiye’de enstrümantal müzik de dinliyor. Daha yeniliğe açık gibi. Ne dersiniz?

Dönemin biraz etkisi var. Eskiye oranla daha iyi ama yine de olması gerektiği gibi değil. 60-70’lerde Türk filmine cahil avam tabaka gider zihniyeti vardı. Aynı şey müziğe de yansırdı. Hep yabancı müzikler, dünya starları dinlenirdi. Yabancı hayranlığı nedeniyle bizler istediğimiz ilgiyi pek göremezdik. Bu plak ancak 2006’da İngiltere de çıktıktan sonra Türkiye’de ilgi görmeye başladı. 70’imden sonra ünlü olduk anlayacağınız.

‘Funk Anatolian’ın temelleri nasıl ve ne zaman atıldı?

Geçen yıl Kadıköy Moda’da Plak Günleri yapıldığı sırada Hammer Müzik’ten Haluk Ataklı aradı plak imzalamak için, ben biraz geç gittim, baktım 15-20 kişi bekliyor sırada. Bizim standda plaklar bitti. Diğer standlardan plaklar toplandı onları da imzaladık. Haluk Bey ‘Bu kadar ilgi varken neden yeni albüm yapmıyorsunuz, ben finansını karşılarım siz bana bütçe çıkarın’ dedi. O koydu taşın altına elini. 2017 mayıs ayında Lyon Festivali’ne gitmeden bir hafta önce albümü Brüksel’de kaydettik.

Itri ile Dede Efendi’yi sevmemek mümkün mü?
Yaptığınız albümlerin hepsi farklı tarzda. Nasıl hakim olabildiniz?

Ben müzikte tarz seçmem. Temelim klasik batı ve cazdır. İstanbul Radyosu Caz Orkestrası’nda 2 yıl gitar çaldım ve o orkestraya aranjmanlar yaptım. Ama kendi öz müziğimi de çok severim. Türkülerimizi, Itri’yi, Dede Efendi’yi sevmemek mümkün mü?

Müzik eğitiminizi yurt dışında almışsınız. Neden Türkiye’yi tercih etmediniz?

Ben 70’lerde aranjörlük, armoni, kompozisyon bilgilerimi Berklee School’dan getirttiğim kitaplarla edindim. 1975’te Brüksel Müzik Akademisi’nde piyano ve solfej eğitimi gördüm. 1970-75 arası stüdyo orkestrası olarak Türkiye’de çalmadığımız albüm kalmıyordu. Zaten ilk albümün yarım günde kaydedilip bu kadar başarı kazanmasının nedeni de stüdyolarda sürekli çalan grup olmamızdır. Benim 30’umdan sonra Brüksel Müzik Akademisi’ne gidiş nedenim ise aslında orada her yaşta öğrencinin eğitim görebilmesi.

Şimdi türküler orijinaline yakın
Albümlerinizde türküleri önemsemenizin sebebi nedir?

Albümlerimde türküleri önemsememin sebebi yurt dışına kendi öz müziklerimizle açılma arzusu. Birinci albümde türkülerin orijinal melodilerine çok sadık kalmadan kısa pasajlar kullandım, yurtd ışına dönük olması nedeniyle. Fakat ‘Funk Anatolian’ albümünde türküleri orijinaline daha yakın ve daha uzun çalarak yaptım. Ayrıca son 20 yıldır Batı’nın dünya müziklerine yönelmeye başlamaları da önem kazandı.

Albümde misket, kasap, çiftetelli, Roman şarkıları var. Farklı yörelerden oluşan konsept nasıl ortaya çıktı?

Benim en büyük avantajım aranjörlük yapmam. Sadece gitar çalan biri olsaydım bu konsept çıkmazdı. Bu albümü Brüksel’de dört günde yaptık. Repertuvarı hazırlarken parçaların her yöreden olmasına dikkat ettim. Birinci albümden çok fazla dışarı çıkmamaya çalıştık. Tamamen dışına çıksaydık o da yanlış olurdu. O tarzın daha iyisini ve daha çok yönlü olmasına çalıştım.

IŞIL ÇALIŞKAN/İSTANBUL

http://www.karar.com/hayat-haberleri/70inden-sonra-sohret-788848

22 Mayıs 2017 Pazartesi

Billboard Müzik Ödülleri törenine Drake damgasını vurdu

Önceki gün gerçekleşen Billboard Müzik Ödülleri törenine Drake damgasını vurdu. Daha önce 12 ödülle Adele'in elinde bulunan rekor bu sene Drake'e geçti. Sanatçı geceden 13 ödülle ayrıldı.


En İyi Sanatçı
Adele
Beyonce
Justin Bieber
The Chainsmokers
Drake -- Kazanan
Ariana Grande
Shawn Mendes
Rihanna
Twenty One Pilots
The Weeknd

En İyi Soundtrack Albüm:
Hamilton: An American Musical -- kazanan
Moana
Purple Rain
Suicide Squad: The Album
Trolls

En İyi  R&B Albüm:
Beyonce, Lemonade -- kazanan
Bruno Mars, 24K Magic
Frank Ocean, Blonde
Rihanna, Anti
The Weeknd, Starboy

En İyi Rap Albüm:
J. Cole, 4 Your Eyez Only
Drake, Views -- kazanan
Kevin Gates, Isla
DJ Khaled, Major Key
A Tribe Called Quest, We Got It From Here…Thank You For Your Service

En İyi Country Albüm
Jason Aldean, They Don’t Know
Florida Georgia Line, Dig Your Roots
Blake Shelton, If I’m Honest
Chris Stapleton, Traveller -- kazanan
Keith Urban, Ripcord

En İyi Rock Albüm:
The Lumineers, Cleopatra
Metallica, Hardwired…To Self Destruct -- kazanan
Radiohead, A Moon Shaped Pool
Red Hot Chili Peppers, The Getaway
Twenty One Pilots, Blurryface

En İyi Latin Albüm:
J Balvin, Energia
CNCO, Primera Cita
Juan Gabriel, Los Duo 2 -- kazanan
Juan Gabriel, Vestido De Etiqueta: Por Eduardo Magallanes
Los Plebes del Rancho de Ariel Camacho, Recuerden Mi Estilo

En Çok Satan Şarkı:
The Chainsmokers Featuring Halsey, “Closer”
The Chainsmokers Featuring Daya, “Don’t Let Me Down”
Drake Featuring, WizKid & Kyla “One Dance”
Justin Timberlake, “Can’t Stop The Feeling!” -- kazanan
Twenty One Pilots, “Heathens”

En İyi Radyo Şarkısı:
The Chainsmokers Featuring Halsey, “Closer”
The Chainsmokers Featuring Daya, “Don’t Let Me Down”
Drake Featuring WizKid & Kyla, “One Dance”
Sia Featuring Sean Paul, “Cheap Thrills”
Justin Timberlake, “Can’t Stop The Feeling!” -- kazanan

En İyi Rap Şarkısı:
Desiigner, “Panda” -- kazanan
Drake, “Fake Love”
D.R.A.M. Featuring Lil Yachty, “Broccoli”
Migos Featuring Lil Uzi Vert, “Bad And Boujee”
Rae Sremmurd Featuring Gucci Mane, “Black Beatles”

En İyi Country Şarkısı:
Kenny Chesney Featuring Pink, “Setting The World On Fire”
Florida Georgia Line, “H.O.L.Y.” -- kazanan
Florida Georgia Line Featuring Tim McGraw, “May We All”
Little Big Town, “Better Man”
Keith Urban, “Blue Ain’t Your Color”

En İyi Yeni Sanatçı
Alessia Cara
Desiigner
Lil Uzi Vert
Lukas Graham
Zayn -- kazanan

En İyi Erkek Sanatçı
Justin Bieber
Drake -- kazanan
Future
Shawn Mendes
The Weeknd

En İyi Kadın Sanatçı
Adele
Beyonce -- kazanan
Ariana Grande
Rihanna
Sia

En İyi Grup
The Chainsmokers
Coldplay
Florida Georgia Line
Guns N’ Roses
Twenty One Pilots -- kazanan

En İyi Billboard 200 listesi:
Beyonce
Drake -- Kazanan
Prince
Twenty One Pilots
The Weeknd

Radyoda En Çok Çalan Sanatçı
Justin Bieber
The Chainsmokers
Drake
Rihanna
Twenty One Pilots -- kazanan

En Sosyal Sanatçı
Justin Bieber
BTS -- Kazanan
Selena Gomez
Ariana Grande
Shawn Mendes

En İyi R&B Sanatçısı:
Beyonce -- kazanan
Bruno Mars
Frank Ocean
Rihanna
The Weeknd

En İyi  R&B Turnesi:
Beyonce -- kazanan
Lionel Richie
Rihanna

En İyi Rap Sanatçısı
J. Cole
Desiigner
Drake -- kazanan
Future
Rae Sremmurd

En İyi Rap Turnesi
Drake -- kazanan
Future
Kanye West

En İyi Country Sanatçısı
Florida Georgia Line
Blake Shelton -- kazanan
Keith Urban
Chris Stapleton
Jason Aldean

En İyi Rock Sanatçısı
Coldplay
The Lumineers
Metallica
Twenty One Pilots -- kazanan
X Ambassadors

En İyi Rock Turnesi
Coldplay -- kazanan
Guns N’ Roses
Bruce Springsteen & The E Street Band

En İyi Latin Sanatçısı:
J Balvin
Juan Gabriel -- kazanan
Los Plebes Del Rancho De Ariel Camacho
Maluma
Nicky Jam

Billboard 200 Listesinde En İyi Albüm:
Beyonce, Lemonade
Drake,  -- kazanan
Rihanna, Anti
Twenty One Pilots, Blurryface
The Weeknd, Starboy

5 Ocak 2014 Pazar

Dinleyicilerin müzik keşif rehberi

Biliyorum artık onlarca program, yazılım, radyo, müzik platformu var ve hepsi her dakika yeni bir şeyler öneriyor. Şunu seversin, buna bayılırsın. Elbette hiçbiri bilimsel değil bu önerilerin.
Siz yine de kulak verin

* Pitchfork’a bakın (pitchfork.com). Hipster âleminin bir numaralı müzik portalı. Bir şeyi çok fazla beğeniyorlarsa ya da çok fazla yeriyorlarsa ondan uzak durun ya da onunla aranıza mesafe koyun. Ortadan takılın. Bir yerde duyup beğendiğiniz bir albümle ilgili ikinci bir fikir edinmek istediğinizde Pitchfork daha fazla işe yarar. Size hayatınızın grubunu keşfetme imkanı tanımaz ama hip ortamlarda muhabbet başlatmak için uygun “etiket”lere sahip olmanızı sağlar (eğer derdiniz buysa). Deha ile saçmalık arasındaki ince çizgi Pitchfork’ta hayli belirgindir.
* NME’yi inceleyin (nme.com). NME’nin var oluş nedeni yeni çıkan bir şeyleri eskilerin önüne koymak ve yeniden kahraman yaratmaktır. Takdir edersiniz ki 365 günün 365’inde de kahraman çıkmaz.
Her yıl bir ya da iki isim en fazla, o da verimli bir yılsa. Yani NME size doğru ismi senede bir-iki kez önerebilir, karşılığındaysa bir sürü vasat punk ve indie şarkı dinlemek zorunda bırakarak ayarlarınızı bozabilir. Ama... İyiyi de bilir NME. Eğer karşınızda henüz bilmediğiniz, ilk değil ikinci, üçüncü albümü tanıtılan bir grup varsa NME’de, içiniz rahat olsun, süzgeçten geçmiştir o isim.
* Metacritic’teki not ortalamasına bakmak da bir fikir verir (metacritic.com). Bu site albümlerle ilgili yayımlanan eleştirilerin ortalamasını alarak albümleri derecelendirir. Nitelikten ziyade nicelikte takılır ama. Çoğunluk her zaman haklı değildir. Metacritic çok siyaseten doğrucu bir sonuç getirir karşınıza. Gündemde olan albümler arasında öne çıkanları önünüze dizer. Mesela David Bowie albüm yaptı. O albümün notu düşük olmaz. Ama dinler misiniz her gün, o kadar güzel midir? Bilemem.

DJ’den tavsiye almayı tercih ederim
* Hype Machine’den de keşifler yapabilirsiniz (hypem.com). Burası daha
ziyade şarkıların ve sanatçıların remikslerinin, cover’larının ortalıkta uçuştuğu bir ortamdır. Müzik blog’larında dinlenen parçaları farklı kategoriler ve filtrelerle karşınıza getirir. Millet neler dinliyor şu ara fikriniz olur. Ama bir süre sonra dinlediğiniz her şeyin aynı şarkının farklı versiyonları olduğunu düşünmeye başlayabilirsiniz.
* Zevkine güvendiğiniz “bir arkadaş” çoğu zaman en iyi keşif kaynağıdır. O, zamanını harcamış, bir sürü isim arasından bir şekilde kendine uygun olanları ayıklamış üstelik size de haber vermeden sinsice kendi başına dinlemektedir. “Bu çalan neydi?” dediğinizde “A bilmiyor musun?” demenin gizli zevkini yaşamak için size sırlarını mutlaka verecektir. Şimdi en şahane grubu keşfettiniz işte.
* En güvenilir yöntemlerden biri güvendiğiniz imzaları ya da isimleri okumak ya da takip etmektir. En iyi tavsiye onlardan gelir. İster yazar olsun, ister arkadaşınız, ister bakkal, ister mahallede karşılaştığınız müzik delisi bir dost, ister yeğen, ister amca, enişte, sevgili...
İnsandan şaşmayın.

Albümlere yıldız vermek yanıltır

Eleştirmenlerin bir albüme verdiği notların ortalamasını bulabileceğiniz internet sitesi Metacritic’e göre yılın en yüksek notunu Deafheaven’ın “Sunbather” isimli albümü aldı. Bir post-metal, post-rock albümü.
Bu albümü eleştirmenler çok beğenmiş belli ki, ancak kaçı evinde oturup dinler bilemiyorum. Zira bu albüm hakkında okumak onu dinlemekten daha zevkli olabilir.
Notu 100 üzerinden 92.
Bu 92 ise mesela Arctic Monkeys, Arcade Fire, Daft Punk’ın albümleri kaç olabilir, 120 mi? Yıldız sisteminin yanlışlığının kanıtı gibi bu albüm resmen.

Koşarken ne dinlenir?

HarukI MurakamI dünyanın en ünlü romancılarından... Aynı zamanda bir koşucu. “Sabahları koşuyor”dan hallice ama durumu. Maraton koşuyor. 30’larında sahip olduğu caz kulübünü kapatıp yazı yazmaya başladıktan sonra hayatını değiştirme kararı alıyor ve bunu 40’larında koşmaya başlayarak yapabiliyor ancak.
İlk seferinde sadece 20 dakika koşabilmiş, nefes nefese kalmış. Ancak garip bir şekilde çekilmiş bu işin içine. Günde 12 kilometre koşmaya başlamış. Her gün. Sporcu biri de değil. Daha önce hiç uzun mesafe koşmamış o yaşa kadar. “Bu insanın içinde var” diyor, “Neden koşuyorum, çünkü bunu yapabiliyorum. Bununla mutlu oluyorum. Her gün birkaç saat kimseyle konuşmadan vakit geçirmek harika.” Peki koşarken ne düşünüyor insan? “Bunu genellikle asla koşmamış biri sorar” diyor. Yanıt: “Hiçbir fikrim yok.” Ama ne dinlediğini biliyoruz. Murakami koşarken bazen caz ancak genellikle rock dinlediğini söylüyor. Lovin Spoonful, Carla Thomas, Otis Redding, The Rolling Stones, Red Hot Chili Peppers, Gorillaz, Beck, Creedence Clearwater Revival, Beach Boys.
Kitabın adı “Koşmasaydım Yazamazdım / What I Talk About When I Talk About Running”. Koşmaya (ya da yazmaya) karar verirseniz bir göz atarsınız.

Mehmet Tez - Milliyet

22 Aralık 2013 Pazar

2013’te pikapta kalanlar

Malumunuz, yılın liste zamanı geldi çattı. Çam sakızı çoban armağanı kontenjanından ulaşabildiğim ciddi yıl değerlendirmelerinin tamamını inceledim ama neticede kendi sıralamamı oluşturdum.

Toplam 10 albüm seçtim 2013’ten. Objektif bir liste hazırladım dersem yalan olur, elbette sübjektif bir liste oldu fakat neticede müzik zevki, doğası gereği sübjektif bir mevzu.
Listenin büyük bölümü prestijli, yüksek sirkülasyonlu müzik dergilerinin veya web sitelerinin listeleriyle çakışıyor.
Ancak mesela benim açımdan yılın en heyecan verici albümlerinden olan King Krule’un ‘6 Feet Beneath The Moon’una yıl sonu değerlendirme listelerinde rastlayamadım.
Yayımlandığında övmelere doyulamayan bu ‘ilk’ albümden başlayalım o zaman.
1994 (yazıyla bin dokuz yüz doksan dört) doğumlu, yani henüz 19 yaşında Britanyalı bir genç King Krule. Gerçek adı Archie Marshall.
Tamamen tesadüf neticesi dinlemiştim ‘Easy’ adlı şarkısını.
Daha önce ‘EP’ (single ile albüm arasında kalan, kısa albüm diyebileceğimiz format) yayımlamış, 16-17 yaşından beri basamak tırmanıyormuş müzik dünyasında.
Böyle ifadeleri sevmem ama ‘yaşından beklenmeyecek’ bir vokal rengi ve stili var. Albümünü bekledim, önce web sayfasından dinledim sonra da plak olarak çıkınca bir arkadaşım aracılığıyla getirttim.
Yılın son dönemecinde gelse de 2013’te en fazla dinlediğim albümlerden oldu.
*
Ama “Yılın albümü hangisidir?” sorusuna vereceğim cevap başka olacak.
Bu bahiste yılın hemen başında, şubat ayında çıkan ve ‘dört mevsim’ dinlediğim albüm olan ‘Amok’u ilk sıraya koyarım.
Radiohead’den Thom Yorke ve Red Hot Chili Peppers’dan Flea’nin de aralarında bulunduğu bir grup mühim abinin bir araya gelerek yan proje olarak yürüttükleri Atoms For Peace’den geldi ‘Amok’...
İyi ki de geldi; ruhumuz açıldı, ‘Before Your Very Eyes’ gibi dönüp dönüp dinleyeceğimiz şarkılar çıktı. Albüm hemen hemen bütün listelerde ilk sırada yer aldı.
*
Pitchfork, Uncut, Mojo, Rolling Stones gibi baktığım listelerde göremeyince “Küs!” dediğim bir diğer albüm de Sigur Ros’un ‘Kveikur’u oldu.
Tamam, dünyanın en rahat dinlenir müziğini yapmıyor
Sigur Ros; o listelere girip girmemesi de dinleyicilerini hiç bağlamaz fakat İzlandalı kardeşlerimizin bu şaheserine biraz daha hürmet beklerdim. Kaldı ki o da çıktığı dönemde yere göğe koyulamamıştı.
Fark etmez, ben aldım listeye.
The National’ın ‘Trouble Will Find Me’si ve Vampire Weekend’in ‘Modern Vampires of the City’si hevesle beklediğim albümlerdi.
Albümleri sevdim, listeme de aldım ancak bu kadar tezahürat yapılacağını sanmıyordum, itiraf edeyim. İki albüm de hem eleştirmenlerin hem de dinleyicilerin yıl sonu değerlendirmelerinde üst sıralarda.
*
Listelerde görüp bende göremeyeceklerinizden de bahsedeyim.
Kendi listeme dahil etmediğim ancak özellikle yaz boyu ‘Get Lucky’ yüklemesine maruz kalarak neticede sevmeye başladığım Daft Punk’ın ‘Random Access Memories’i her listede boy göstermiş.
David Bowie’ye saygımız sonsuz fakat ‘The Next Day’ beni hiç sarmamıştı. Keza aslında çok sevdiğim Queens of the Stone Age’in ‘...Like Clockwork’ü. Sevenleri listelere taşımış yine de ayağa kalkar ceketimin önünü iliklerim.
*
Hevesle bekleyeni çok olsa da beklentileri karşılayamayan devler de gördük. Depeche Mode, Eric Clapton, Bon Jovi, The Strokes, Wire, Placebo, Elton John, Franz Ferdinand, Pet Shop Boys gibi farklı türlerin yıldızları belki sıkı hayranlarını mutlu etti fakat yıl sonu listelerini göremedi.
2013’te benim naçizane listemdekilerden çok daha fazla iyi albüm çıktı. Neticede belirttiğim üzere sübjektif bir listedir, iyi müziktir. Dinlenir!
1- Atoms For Peace – Amok
2- Arctic Monkeys – AM
3- King Krule – 6 Feet Beneath The Moon
4- Nick Cave&The Bad Seeds – Push The Sky Away
5- Sigur Ros – Kveikur
6- The National – Trouble Will Find Me
7- Parquet Courts – Light Up Gold
8- Vampire Weekend – Modern Vampires of the City
9- Arcade Fire - Reflektor
10- My Bloody Valentine - MBV

Kanat Atkaya - Hürriyet

24 Haziran 2013 Pazartesi

Telif sistemi değişmeli

Müzik sektöründeki tekelci ve “tek eldenci” sistem sona ermeden ne sanatçılara, ne yapımcılara, ne icracılara, ne aranjör ve prodüktörlere, ne de biz dinleyicilere huzur var

Önce “korsan yüzünden CD satamıyoruz” diye şikayet etmek modaydı. Dünya dijitale geçmiş, sen hâlâ Unkapanı plakçısı kafasıyla kaç paket CD vereyim diye Anadolu’ya giden toptancı arıyorsun, sonra CD satamıyoruz diye ağlıyorsun. Dünyaya rağmen kendi sistemin yürüsün diye
CD satmaya oynadın, başaramadın. Zamana kim direnebilmiş ki?
Bu şikayetin sahipleri yıllarca korsan diye, CD satılmıyor diye sanatçı ve sektör üzerinde tahakküm kurdular. Aile reisinin “paramız
yok, durumumuz kötü” bahanesiyle ailesini kontrol etmesi gibi sektörü kontrol ettiler.

CD satışı artık bir formalite
Her yeniliğe karşı çıktılar, her farklı sese kulak tıkadılar.
“Satamıyoruz”un bahanesi hep korsandı. Acaba ben işimi iyi yapabiliyor muyum? Toplum değişti, 2000’lere girdik, acaba ezberci ve kolaycı mı yaklaşıyorum? ‘Bu satar abi’ tarzı albümler dışında bir şeyle ilgilenmem lazım sanki” diye düşünen olmadı. Sanatçı keşfetmek, yeni tarzlara yatırım yapmak, müziği dinleyicisiyle birlikte geliştirmek, toplumun yeni zevklerine yanıt vermeye çalışmak hep gereksiz görüldü.
O satmaz, bu satar dendi, satanın kötü kopyaları ortalığa salındı.
Tıpkı oy verme zamanı gelince klişelerin ortaya dökülmesi gibi müzik sektörü de benzer klişe dinamiklerle yürüdü. Dinden, muhafazakarlıktan bahset, teröristbaşı de, hangi çiftçi
zordaysa oraya göz kırp, taban fiyatlarının artacağından bahset, kaçak yapılara ruhsat vaat et,
bir iki muhtaç ile “sizi büyükşehir yapacağız” de, çok çaresizsen “bunlar camiyi ahıra çevirdi”lere gir, falan filan. Biliyoruz artık...
İşte plak firmalarının “halk bunu dinler, bu satar” diye bize dayadığı şeyler hep bu kafada müzikler oldu. İşin kolayına kaçtılar. Filanca popçu sattı mı? 10 tane daha çıkarın aynısından onlar da satar. Kafa hep bu oldu. Her sanatçı her yaz aynı albümü çıkardı, aynı şarkıları piyasaya sürdü. Az sayıda prodüktör, plak şirketi ve müzik patronunu elbette genellemenin dışında tutuyorum, onlar da olmasa bugün hepten çorak bir müzik ortamında yaşıyor olacaktık.
Derken devir değişti, dijital satış sistemleri kuruldu, streaming keşfedildi, akıllı telefonlarda yepyeni mecralar ortaya çıktı. Öyle ki CD satışı bu dijital dünyadaki “şarkı tüketimi” yanında formalite kaldı. Burada büyük paralar toplanmaya başlandı telif olarak. Artık kimse CD satamıyorum diye sızlanmıyor, polisin ele geçirdiği korsan CD’lerin meclisin önünde silindirle ezildiği gösteri günleri geride kaldı. Çünkü para dijitalden kazanılıyor. Ama bu paranın nasıl dağıtılacağı konusu bugün hâlâ muğlaktır.

Telif sistemi özgürleşirse müzik de kurtulur
Sanatçılar hak ettikleri parayı alıp alamadıklarını hiçbir zaman bilemezler çünkü bu dijital satış rakamlarını kontrol etme, bu rakamları görme yetkileri yoktur. Ben bu rakamlara erişimi bir ayrıcalık olarak albüm anlaşması içine madde olarak ekleten sanatçılar biliyorum. Bu onlara yapılan bir kıyak olarak kabul ediliyor.
Geçenlerde Taraf gazetesinde çıkan müzik sektöründe telif yolsuzluğu iddiaları ile ilgili habere işte bu yüzden hiç şaşırmadım. Koskoca ülkede toplanan telif tek bir şirkete aktarılıyor, oradan telif kuruluşuna geçiyor ve zaten o şirketin sahibi o telif kuruluşunun da ileri geleni oluyorsa daha ne diyeyim ki, orada her türlü yolsuzluk için ortam hazır demektir.
Bir düşünün bunca yıl telif şirketi üyeleri, yöneticileri birbirleriyle bitmeyen kavgalara tutuşuyor, mahkemelere düşüyor. Neden?
Bu konunun üzerine gidilmesi ve telif sisteminin şeffaflaşıp özgürleşmesi müziğin de kurtuluşu olacak. Bağımsız sanatçılar, “az satanlar”, “azınlıklar”,
“yüzdesi düşük olan müzikleri sevenler”, “satmaz bu abi” tarzını dinleyenler ferahlayacak.
Gezi hadisesi bize her an her şeyi değiştirme etkileme gücümüzün olduğunu gösterdi. Elbet müzik de değişecek, güzelleşecek, özgürleşecek.

Mehmet Tez - Milliyet

2 Haziran 2013 Pazar

Mehmey Teoman: “Kadınım şarkısı benim mihenk taşım oldu”


Türk popunun çok önemli şarkılarının yazarı ve DJ Mehmet Teoman, meslekte 40’ıncı yılını kutluyor. Tanju Okan’ın ünlü “Kadınım” şarkısının sözlerinin de sahibi olan Teoman eski şarkılarının tekrar tekrar düzenlenip söylenmesinden ise pek hoşlanmıyor: “Özel bir parça, çok fazla söylendiği zaman sihrini kaybediyor. Bir de herkes iyi söylemiyor. O zaman soğutuyorlar beni şarkımdan”

Mehmet Teoman 40’ıncı yılını kutluyor... O kadar çok alanda iş yapmış bir isim ki “Hangisinde 40 yıl?” diye sorabilir insan... Mesela yeni kuşak, DJ olarak tanıyor onu, söz yazarı olduğunu bilmiyor bazıları. Benim için, önce Nükhet Duru-Cenk Taşkan

-Mehmet Teoman şahane üçlüsünün yazar ayağı, Türk popunun altın şarkılarının yaratıcılarından biri sonra da son yıllarda merak sardığım DJ’lik işinin ‘baba’larından. Andon’da hangi aryanın peşine hangi pop şarkıyı bağlayacağı bilinmeyen programlarıyla tanımıştık onun bu yönünü. Yıllar içinde çoğunu kendi işlettiği efsane mekanlarda çaldı, şimdilerde cuma geceleri Taxim People’s’da. Şarkı sözü yazarı Mehmet Teoman ise şimdilerde arayışta... Nasıl birini aradığını, 40 yılın mihenk taşlarının üzerinden adım adım geçerken anlıyoruz...

 40 yıl önce ne olmuştu?

40 yıl önce Mersin’de bir dervişe rastlıyorum, Ali Altuntaş adında, neyzen. Der ki bana “Sen sen değilsin”. O zaman Güneydoğu bölge müdürlüğü yapıyorum, TOFAŞ’ta. “Peki ben ben değilsem neyim?” diyorum, “Onu sanatla anlayabilirsin ancak” diyor. “Sanatkar değilim” diyorum, “Hayır sanatkarsın” diyor bana, “Her şeyi terk etmen lazım”. Evliyim, çocuk yeni doğmuş daha. İki ay sohbet ediyoruz, sonunda ben Dede’yi arabaya attığım gibi önce İstanbul, oradan Paris. Dede orada kaldı, Yılmaz Güney’in filmlerinin müziklerini yaptı, ben de raydan çıktım. Ev düzeni bozuldu, hanım bıraktı gitti ve sonuçta ben Tanju Okan’a şarkı yazmaya başladım.

 “Kadınım” nasıl yazıldı?

Ben eşimden ayrıldıktan sonra Tanju’yla birlikte yaşamaya başladım. Derken Tanju, Zerrin diye birine âşık oldu. Çok iyi bir ailenin kızı... Ailesi kızı, Tanju’dan kurtarmak için Amerika’ya kaçırdı. Tanju bitti. Bir gece Tanju’nun o ruh hali bana ilham verdi ve oturdum Reggiani’nin bir parçasının üstüne “Kadınım”ı yazdım. Fakat ben şarkıları hep umutla bitirmek isterim. Burada da gitmiş olan kadına, “Dışarıda yalnız üşüyorsun” diyor finalde. Nitekim iki sene sonra evlendiler. “Kadınım” benim hayatımda bir mihenk taşı oldu, çok fazla insan gelip benden şarkı istedi. Bir gün Lunapark Gazinosu’nda Kızılderili gibi bir kız geldi, tuttu kolumdan, “Siz misiniz” dedi “Kadınım’ı yazan? Ben de istiyorum”. Bir ateş parçası...

 Nükhet Duru...

Evet, o gece dinledim ve “Bu bir hadise” dedim. Sonra bir müddet annesiyle oturduğu Nişantaşı’ndaki eve gittim, plaklar dinlettim, Becaud’lar, Leo Ferrer’ler, Aznavour’lar... Sahnede söylemesi için de şarkılar yazıyorum, fakat öyle yerlerde çıkıyoruz ki yuhlanacak kız, kim ne anlar benim bu yazdığım şarkıdan... Kafamıza viski bardağı yedik, adam sıkılıyor. Sonra Salim Dündar bir gün yakaladı beni, “Sana birini tanıştıracağım” dedi, “Hemen çalışmaya başlayacağız”. Böylece karşıma Cenk Taşkan çıktı. Ne çalsa hayran kalıyorum, dedim ki “Ben bunu Salim’e yedirmem, tam Nükhet’lik”.

“Nükhet ayrılırken beni benimle bırakmadı”

 Ve geldi “Beni Benimle Bırak”...

Cenk’lerin Kınalı’daki evinden dönerken vapurda yazdım bitirdim onu. Ali Dede bana “Ne yaparsan yap ama kendini kaybetme” demişti. “Beni Benimle Bırak”ta da bu felsefe var aslında, “Sana verdiklerimden hiçbir şey geriye istemiyorum ama beni alıp gitme”. O sıralarda, diz boyu kar varken bir gece, ben 3. Levent’te oturuyorum, uyuyorum, duymuyorum kapıyı, bahçeden dolanıyor ve yatak odasının camını tıklatıyor. Karlar içinde bir yüz, diyor ki “Ben geldim”. Ondan sonra dört sene hiç ayrılmadık.

 Çok romantik. Niye ayrıldınız peki?

Onun “Mehmet’in öğretileri artık yeter bana” kararıyla. Ali Kocatepe, Doğan Canku ve Hıncal Uluç grubunun burada çok etkisi oldu, “Senin bundan sonraki yolundan biz mesulüz” dediler. Ben bunu hissedince, Etiler’de bir evimiz vardı, kırmızı panjurlu ev, bir gün dedim ki “Nükhetçim sen benden ayrılıyorsun, ben öyle hissediyorum”. “Katiyen nereden çıkartıyorsun?” filan dedi ama 48 saat sonra ben evden ayrıldım.

 Niye, belki size öyle gelmişti?

48 saat sonra başkasıyla oldu.

 Sizi sizinle bıraktı mı?

Uzun süre beni benimle bırakmadı. Yani ben orada kalmışım bir hayli zaman. Ayşegül’le (Aldinç) flört etmeye başlayıncaya kadar. Çivi çiviyi söktü bir anlamda. Evlendik sonra Ayşegül’le.

 80’lerin sonlarında Zuhal Olcay’la “Küçük Bir Öykü” geliyor...

Aklıma bir konsept geldi, “Bütün bir albümü bir hikayeye dökebilir miyim acaba?” Bir aşkın başlangıcı, yükselişi ve düşüşü... Genç bir kadının ilah gibi gördüğü bir adama âşık olmasıyla başlasın, o adam sayesinde kendini bulsun, sonra kopuş başlasın, final de “Yalnızlığım”. Bunu bir tiyatrocu söylemeliydi, rahmetli Uzay (Heparı), “Biz Evita’ya başlıyoruz” dedi ve Zuhal Olcay’la tanıştırdı beni. Zuhal önce “Ben şarkıcı değilim ki” dedi ama sonra denemeye karar verdi. Bütün o şarkılar düşünülerek yazılmıştır, bu kadının olgunlaşması için entelektüel bir adam gerekiyordu, klasik müzik, kitaplar...

 Kadınlar erkeklerden bir şeyler öğreniyor sonra uçup gidiyorlar öyle mi?

Her zaman tabii ki öyle değil. Ayrıca ben kadınlar sayesinde kendimi buldum. Onun için kadını çok seviyorum. Ama şunu fark ettim, bir ilişkimin diğer ilişkimden bir farkı yok. Her birini çok sevdim ama bu ilişkiyi çok farklı kılmadı.

 Ayşegül Aldinç’le nasıl tanıştınız?

Nükhet’le beraberken gelmişti Ayşegül bize, bu sektörde var olmak istediğini söyleyerek. Nükhet’le 1977’nin kasımında ayrıldım, kıyamet koptu basında, spekülasyonlar yapıldı, Nükhet kapak oldu falan... O sırada işte Ayşegül “Hazır ayrılmışken benimle ilgilenecek vakti olur” diye herhalde, arıyor. İlgilendim ama iş başka yöne gitti. Biraz onu hayal kırıklığına uğrattım diyebilirim. Ama o sırada “Hastane” şarkısını yazmıştım, girdik stüdyoya, plak yaptık.

 Nükhet Duru’yla yıllar sonra yine çalıştınız...

95’te “Mühür”ü yaptık, hiçbir parçası popüler olmadı. Nükhetçik hiç arkasında durmadı onun. Bunun heyecanını duymasına rağmen, daha çok Sibel Can ne yapıyor, şimdi olsa Hande Yener ne yapıyor, oradaydı aklı. Sağolsun, onun öyle bir şeyi vardır, yalnız başına bıraktığında çok doğru kararlar verdiğine inanmıyorum kendi adına.

“Hümeyra işte herkesin burnundan getirir”

 Hümeyra birlikte yaptığınız “Beyhude”den beri albüm yapmıyor...

Hümeyra o albümü de yedi sene aradan sonra yapmıştı, yedi kere göbeğim çatladı onu ikna etmek için. Girdikten sonra da takır takır gitti, o ayrı konu. Hümeyra âlemdir canım, çalışırken de herkesin burnundan getirir. Ama çok iyi bir şey, perfeksiyonist çünkü. Gece yarısı 2’de bir söz gelir, ararım, “Kalk gel” der. Bu enerjiyi ancak karşılıklı bulabilirsin. Yoksa bir söz ver, öbürü de beste yapsın, ona ver yorumlasın, iyi bir şey çıkmıyor.

 Cover furyası hakkında ne düşünüyorsunuz? Sizden eski bir parçanız istendiğinde mesela?

Soğutuyorlar beni parçamdan. Özel bir parça çok söylendiği zaman sihri kaçıyor. Bir de herkes iyi söylemiyor. Cover’lara karşı değilim ama bana ait olan şarkılarda çok tasvip etmiyorum.

 “Kadınım”ı sonradan çok söyleyen oldu, nasıl buldunuz onları?

Bir tek Teoman’ınki çok iyi. Çünkü Teoman’ca söylüyor. Rahmetli Müslüm Baba da söyledi ama değil işte, o değil.

“Candan’la kavga ettik, albümü Mete’yle yaptı”

 Candan Erçetin’le de yolunuz kesişmiş...

Siyah Gümüş diye bir kulüp yaptım ve Candan’ı ilk orada çıkarttım sahneye. Hiç sahne tecrübesi yok ve ben çok beğeniyorum Candan’ı. “Gel geliştirelim bu yanını senin” diyorum ve üç sene çalışıyoruz birlikte. Üçüncü sene, ben Candan için bir albüm çalışmaktayım, Balkan müziğini Türkçeleştireceğim. 8-10 tane şarkı yazıyorum, Mete Özgencil de asistanımız. Derken biz Candan’la kavga ettik ve ayrıldık. Bir gün telefon açtı bana, “Bu şarkılar ne kadar?” dedi. Daha önce böyle bir şey yoktu aramızda ama ayrılınca “Şu kadar alırım” dedim. Zaten bana kızgın, o gece oturuyorlar Mete Özgencil’le, Mete “Ben bütün şarkıları yeniden yazarım” diyor. İlk çıkarttığı albüm benim konseptimdir.

 Sizin çalışmalarınızla özel hayatınız hep paralel gidiyor galiba...

Çok. Neslihan Yargıcı mesela, güzel bir atölyesi var Nişantaşı’nda ama bizim ilişkimiz başlayınca dükkanlara döndü. Sonra gümüş işine  girdim mesela, başkasıyla. Bunu ben çok seviyorum ama, dum yani, bir bahçeciyle de tanışabilirdim ve çiftçilik yapıyor olabilirdim.

“Yeni şarkılarımı söyleyecek cesur birini arıyorum”

 Yeni bir proje var mı kafanızda?

Şu sıralar kaşınıyorum ben. Yeni birini arıyorum. Anlatacağım şey birikti, bunu kaldıracak olan insanı arıyorum. Sıfır kilometre olması lazım.

 Nasıl birini arıyorsunuz?

Cesur. Popülarite adına yapmayacak bu işi, benim bir sözüm var diyecek.

“DJ’likle birden star oldum”

DJ’lik macerası nasıl başladı?

Celal Başlangıç Seza Anet’le beraber Andon’un işletmesini almıştı, bana danıştılar “Ne yapalım burada?” diye. “Öyle bir DJ bulun ki” dedim, “Elinin altında bir dünya repertuvarı olsun, hepsini birbirine karıştırsın”. “Tangodan geçsin Ajda Pekkan’a, derken Latin’e...” Öyle bir DJ yok. Bir gün birinin doğum günü vardı Andon’da, benim gidip müzik yapmamı istediler, o gece çok iyi geçince de teklif geldi. Bir anda şöyle bir şey oldu, ilk defa sahne önüne çıktım ve şımartıldım. Bizzat kendim alkış almamıştım o güne kadar, bir anda müthiş bir popülarite başladı.

 Kızların da yoğun ilgisi...

Çok... Takılar, mektuplar, çok enteresan, starlık öyle bir şey demek ki. Ama dizlerim titriyordu giderken, hâlâ öyle. Ama çok hoş bir şey, sen de muhakkak öyle hissediyorsundur.

 Burada çaldığınız şeyler farklı mı?

Bazı çalıştığım barlarda belli bir saatten sonra insanları azdırmak gibi bir talep gelirdi. Burada 01.30’dan sonra şansonlara da girebiliyorum, romantik şeyler çalabiliyorum, bu bulunmaz bir nimet. “Şunu da çalabilir misin?” gibi kesinlikle reddettiğim diyalogları yapıyorum.

 Neden reddediyordunuz?

Başa çıkman mümkün değil. Üstelik sen girmişsin diskoya, gelip “Beni Benimle Bırak” istiyor, çalamazsın. Kızıyor. Veya Bülent Ersoy da istiyor. Karşımdakine de kabahat bulmuyorum, Neşet Ertaş’tan Carl Orff’a kadar çalmış bir adamım...

Asu Maro - Milliyet

30 Mayıs 2013 Perşembe

Daft Punk 97 ülkede 1 numara

Elektronik müziğin dev ismi Daft Punk'ın 'Random Access Memories' isimli yeni albümü Türkiye dahil 97 ülkenin dijital müzik listelerinde 1 numara oldu.


Elektronik tınılar ve dansın muhteşem uyumuyla disko müziğine yeni bir boyut getiren Daft Punk’ın son albümü ‘Random Access Memories’, Türkiye dahil 97 ülke listelerinde bir numaraya yerleşerek müzik dünyasını sarstı.

20 Mayıs’ta tüm dünyada satışa sunulan ve 80’ler disko çağına selam çaktıkları ‘Random Access Memories’, ilk haftasında tüm listelerde bir numaraya yerleşip tüm dünyada bir milyonun üzerinde satarak efsane mertebesine erişeceğinin sinyalini verdi. Fransız iki müzisyenden oluşan, 90’lı yıllarda elektronik müziği dünyaya sevdiren Daft Punk, İngiltere’de 2013’ün en hızlı satılan albümü olurken Fransa’da ise 2007’den bu yana en yüksek adetli ilk hafta çıkışını yaparak şimdiden üç platin plak ödülünün sahibi oldu. Amerika, Almanya, Avustralya ve Japonya gibi ülkelerde ilk kez birinci sıraya yerleşen elektronik müzik dehaları ilklere doymuyor. Albümün Amerika’da 339.000 adet satılan plağı ise SoundScan plak listesinde en çok satılan plak oldu. Albümün olay yaratan ilk single’ı ‘Get Lucky’ise bugüne dek dijital olarak dünya çapında 2,5 milyon adet sattı. Önceki albümünü 2005’te yayımlayan Daft Punk’a ‘Random Access Memories’te Pharrell Williams, Julian Casablancas, Panda Bear, Nile Rodgers, Giorgio Moroder, Paul Williams, Todd Edwards, Chilly Gonzales ve DJ Falcon gibi müzisyenler eşlik ediyor.

Radikal

11 Mart 2013 Pazartesi

Ölmeden "Önce Dinlemeniz Gereken 1001 Albüm"den Bazıları

Uluslararası müzik otoritelerince hazırlanan “Ölmeden Önce Dinlemeniz Gereken 1001 Albüm”, son 50 yılda müziğe damgasını vurmuş albümleri bir araya getiriyor. İşte o albümlerden öne çıkanlar...

Frank Sinatra - In The Wee Small Hours (1955) 1950’lerin başında Frank Sinatra’nın işi resmen bitmişti. Plak sözleşmesi yapmak şöyle dursun, gece kulüplerinde düzenli bir iş bile bulamaz hale gelmişti. İmdadına Capital Records’ta yeni yetenekler başkan yardımcısı ve bir Sinatra hayranı olan Alan Livingston koştu.

Frank Sinatra - In The Wee Small Hours (1955) In The Wee Small Hours, Sinatra’nın Ava Gardner’la ilişkisinin sona ermesinin hemen ardından piyasaya sürüldü ve belki de tüm zamanların en büyük ayrılık albümüne damgasını vuran da bu oldu. Albüm, çok geçmeden 12 inçlik (33’lük) plak halinde tekrar yayınlandı ve farkına bile varmadan albüm çağının öncülerinden oldu.

Elvis Presley - Elvis Presley (1956) Bu albüm, kesinlikle bir dönüm noktası. Albümün kapağı da öyle.

Elvis Presley - Elvis Presley (1956) Fotoğrafçı William V. “Red” Robertson’un 31 Temmuz 1955’te, Tampa, Florida’daki bir konser sırasında çektiğine inanılan fotoğraf, şimdiye kadar çekilmiş en simgeleşmiş Elvis fotoğraflarından.

Billie Holiday - Lady In Satin (1958) Albümde öyle rahatsız edici bir büyüleyicilik var ki, bir eroinmanın kendine uyuşturucu enjekte etmesini izlemek kadar şaşırtıcı ve asap bozucu.

Billie Holiday - Lady In Satin (1958) Bununla beraber Lady In Satin olmasaydı, gelecek yıllarda Nina Simone ya da Janis Joplin gibi bağırarak yürek döken divalar olmayacaktı.

Miles Davis - Kind Of Blue (1959) “Klasik”, “çığır açan,” “kilometre taşı” gibi sıfatlar rastgele serpiştirilir, o arada özgün materyalin kıymetini gözden yitiririz. Neyse ki Kind Of Blue bu tarz bir ‘kritik sağlık’ uyarısıyla gelmiyor. Bu albüm yirminci yüzyıl müziğinde yeni bir türün başlangıç anı, o kadar.

Miles Davis - Kind Of Blue (1959) Davis, 1955’ten bu yana saksofoncu John Coltrane’le birlikte çalıyordu ve Davis’in grubu, takip eden yıllarda sound’larını bileyerek efsane albüm "Kind Of Blue"yu ortaya çıkarttılar.

The Rolling Stones - Aftermath (1966) 1960’larda her şey basitti: Beatles iyiydi, Stones kötüydü. 1966’ya gelindiğinde Aftermath albümü ortaya çıktı.

The Rolling Stones - Aftermath (1966) Tümüyle özgün şarkılardan oluşan ilk Stones albümüydü, o yüzden onların Hard Day’s Night’ı sayılabilir. The Beatles ve Stones artık olgunluğa erişmişlerdi ve dünya önlerine serilmişti.

Ravi Shankar - The Sounds Of India (1968) The Sounds Of India’yı dinlemek, ustanın eğitici bir konserine iştirak etmek gibidir.

Ravi Shankar - The Sounds Of India (1968) Albüm kapağının içindeki açıklamalar klasik müzik konserlerindeki programları anımsatır; besteci ve Hint müziği uzmanı Alan Hovhaness temel formlar, temalar, yapılar ve motifler hakkında bilgilendirici açıklamalar yapar, hatta kapsamı nota sistemine varana dek genişletir.

The Rolling Stones - Let It Bleed (1969) Kendi çalışmalarını hafife almasıyla nam salmış Mick Jagger dahi Let It Bleed’in iyi bir albüm olduğunu kabul etmek zorunda kalmıştır:

The Rolling Stones - Let It Bleed (1969) “En sevdiğim işlerden biridir” der yaşlı kurt ve kesinlikle çok haklıdır.

David Bowie - Hunly Dory (1971) Daha önce birçok değişik konsept deneyen David Bowie'ye başarıyı getiren albümdür.

David Bowie - Hunly Dory (1971) Evlenip çocuk sahibi olmanın geçici olarak yatıştırıcı etkisi "Kooks" gibi aile sahnelerine yol açmış ve bunun Bowie'nin en insani albümü olasını sağlamıştı.

Stevie Wonder - Talking Book (1972) Albüm, iki yıl sonra çıkacak olan Fulfillingness’ First Finale albümünde bulunmayan, umutlu bir havayla sonlanıyordu. “I Believe” şarkısında Stevie’nin kalbi kırık olmasına kırıktı, ancak aşka inancı hâlâ tamdı.

Stevie Wonder - Talking Book (1972) Stevie listelerde daha yukarı tırmanan aşk şarkıları da yazacaktı, ancak hiçbiri Talking Book kadar içten ve ızdırap dolu değildi. Albümün adında anılan kitap, Wonder’ın kalbiydi ve gerçekleri dile getiriyordu.

Queen - Queen II (1974) "Queen II" grubun İngiltere’de hit olan ilk albümüydü ve başarısı sayesinde, Queen’in ilk albümü de bir hafta sonra listelere girebilmişti. İlk albümleri "Queen"in menajerliğini yürüten Trident Studio ve prodüktör Roy Baker boş olduğu vakitlerde, (sabah 10’dan başlayarak üç saatte ve gece yarısı) kaydedilmişti.

Queen - Queen II (1974) Sonuç öyle iyiydi ki (özellikle de ABD’de ilk 100’e girmişti) bu ikinci uzunçalar, özellikle de “The March Of The Black Queen”, Baker’ın deyişiyle “akla gelen her türlü müzik ve prodüksiyon tekniğini” içeriyordu.

Eagles - Hotel California (1976) Grubun country kökeni, albümün başından sonuna kadar kendini belli ediyor. Özellikle de Walsh’un elektrikli piyanosunun, özenle biçilmiş Hollywood çimenleri kadar zengin vokal armonileri arasında bir Meksika barının uykulu hüznünü çağrıştırdığı “New Kid In Town”da.

Eagles - Hotel California (1976) Birçok bakımdan Hotel California, punk’ın yok etmeye yemin ettiği her şeyi simgeliyor: Kusursuz kayıt, ahenkli gitar soloları ve “temalar”. Fakat son defa çiçek açan nice müzik tarzı gibi Batı Yakası’nın country rock’ı da Hotel California da bir daha asla yakalayamayacağı bir inceliğe erişmişti

Bon Jovi - Slippery When Wet (1986) Eleştirmenler hiçbir zaman Bon Jovi’ye karşı nazik olmamış ve sık sık Slippery When Wet’in başarısını grubun müzikal becerilerine değil de abartılı duygusallıklarına ve solist Jon Bon Jovi’nin yakışıklılığına bağlamışlardır.

Bon Jovi - Slippery When Wet (1986) Ancak bunun hiçbir önemi yoktur. Bon Jovi bu albümle düşünülemez olanı yapmıştır; heavy metali kadınların da sevebileceği popüler bir türe dönüştürmüş ve kendilerine ise ABD listeleri alt üst eden bir multiplatin statüsünde albüm kazandırmışlardır.

Peter Gabriel - So (1986) “Sledgehammer” şarkısının tavuklarla dolu klibinin her yerde insanların karşısına çıkması şarkıyı gölgede bırakmış olsa da, bu single’ı takip eden albüm tam bir şaheserdi.

Peter Gabriel - So (1986) Gabriel muhteşem müzik yapmanın yabancısı değildi. İlk dört solo albümü harika şarkılarla doludur, ancak geçmişteki sihirli anlar çoğunlukla lirik ve müzikal deneylerin içine gömülmüştü. Dolayısıyla bu albüm dinleyene “oh be” dedirten bir tatmin barındırıyordu.

Depeche Mode - Music For The Masses (1987) Depeche Mode’un gelişme safhasındaki elekro-popuna elveda dediği ve gotik düşkünü dinleyiciyle dansçı kitleye benzer şekilde ilham verebilmiş sound’unu benimsediği albüm budur.

Depeche Mode - Music For The Masses (1987) İngilizler grubu özgün pop yıldızları olarak görüyordu. Ancak Avrupa ve Amerika, onları bir başka (Pet Shop Boys’dan Neil Tennant’ın ifadesiyle) “Pretty in Pink grubu” daha olma konumundan kahramanlığa yükseltti.

Björk - Debut (1993) Björk, “Venus As A Boy” gibi duygulu hit'lerde albümden aldığı keyfi apaçık duyurur.

Björk - Debut (1993) 1992 yılında bir keşiş grubu ve kusursuz ses çıkartan şarap kadehleri ile MTV Unplugged'da boy gösterdiğinde, ‘Björk müziği taştan çıkarır’ düşüncesi yayıldı. Dünya alkışlamaya başladı, büyük an gelmişti: Björk gelmişti.

Madonna - Ray Of Light (1998) Albüm için sıra dışı kaynaklardan yararlanılmıştır.

Madonna - Ray Of Light (1998) Ortalığı kasıp kavuran “Ray of Light”ın temelinde Curtis & Muldoon’un anlaşılması güç şarkısı “Sepheryn” yatar. “Sky Fits Heaven”, şair Max Blagg’den dizeler içerir.

The Strokes - Is This It (2001) “The Modern Age”in sert vuruşları, “Hard to Explain”in melodik bas çizgileri ve “Alone Together”ın iç içe geçmiş gitarlarından sonra, “Is This It”, The Strokes’a muhteşem bir geri dönüş yaşattı.

The Strokes - Is This It (2001) Şarkıcı ve söz yazarı Julian Casablancas’ın kaleme aldığı enerjik punk-pop şarkıları kendini zorla dinlettiren türden.

Norah Jones - Come Away With Me (2002) Albüm, folk ve caz müziğin harika bir bileşimidir.

Norah Jones - Come Away With Me (2002) Jones’da seksenler yıldızı Edie Brickell’ı hatırlatan bir Teksas aksanı kulağa çarpar.

Coldplay - A Rush Of Blood To The Head (2002) İngiltere’de bir numaraya yerleşen albüm Liverpool ve Londra’da tam sekiz ayda hazırlandı. “Çok sıkılan” bazı arkadaşlar, Echo ve Bunnymen’den Ian McCulloch, albümün yapım aşamasını sekteye uğratan isimler arasındaydı.

Coldplay - A Rush Of Blood To The Head (2002) McCulloch, albümün birkaç canlı şarkıya ihtiyacı olduğu konusunda Martin’i ikna etti. Bu ikna çalışmalarının ardından insanın iç sesine söz hakkı veren “A Whisper” doğdu.

Franz Ferdinand - Franz Ferdinand (2004) Franz Ferdinand hem “indie müziğin” hem de “art rock’ın” sınırlarını yeni baştan çizen albüm olma özelliğini taşıyor.

Franz Ferdinand - Franz Ferdinand (2004) Gang Of Four, Talking Heads, Fire Engines gibi ana akımın dışında kalan grupların müziklerinden kendini soyutlamış. Hit şarkısı “Take Me Out”un hızlı bir ritmi var ve zaman işaretlerine bağlı kalmıyor.

Habertürk

10 Mart 2013 Pazar

Ölmeden Önce Dinlemeniz Gereken 1001 Albüm

Ölmeden Önce Dinlemeniz Gereken 1001 Albüm'ün yeni versiyonu çıktı. Dünya müziğine yön veren, çığır açan albümlerin 100'e yakın eleştirmen tarafından kronolojik sırayla tanıtıldığı kitap, 1950'lerden başlayıp 2000'lere kadar geliyor

Geçmişi, özellikle de yakın tarihin belirli dönemlerini hatırlamanın en şaşmaz yolunun çoğu zaman fotoğraflar, kitaplar ve filmler olduğu düşünülür. Oysa başka ve bence çok daha sağlam yollar da var; mesela şarkılar, müzik albümleri... Böylece diyelim ki Pink Floyd'un 1979 yapımı The Wall albümü dünyanın dört bir yanında yaşayanlar için 1970'lerin sonu ve 80'lerin başına dair en sağlam referanslardan biri olabilir. Sonradan yönetmen Alan Parker tarafından sinemaya da uyarlanan The Wall, tarzı ve üslubuyla 30 küsur yıl sonra bile tazeliğini, özgünlüğünü korumasının yanı sıra içerik bakımından da üretildiği yıllara dair çok şey söylemeye devam eder. Büyük müzik albümleri hiçbir zaman sadece birer müzik albümü değildir, dilimize yeni kelimeler katar, saçımızın şeklini hatta giydiğimiz kıyafetleri değiştirir, günlük hayatımızın akışı içinde küçük de olsa belirli farklılıklar yaratırlar...
Bu girizgahın sebebi, Robert Dimery'nin ilk kez 2005'te yayınladığı ve belirli aralıklarla sürekli olarak revize edilerek yeniden yayınlanan 1001 Albums You Must Hear Before You Die, yani Ölmeden Önce Dinlemeniz Gereken 1001 Albüm'ün bizde de çıkması. 50'ler, 60'lar, 70'ler, 80'ler, 90'lar ve 2000'ler olmak üzere altı bölüme ayrılan kitapta albümler okuyucuya kronolojik olarak sunuluyor. Dolayısıyla sizi ilgilendirmediğini düşündüğünüz dönemleri atlayabiliyorsunuz. Gerçi şahsen bunu pek tavsiye etmem, zira bu tip kitapların en şahane tarafı insana kestirme yoldan keşif yaptırabilmeleri. Zaten ünlü Rolling Stone dergisinin yaratıcısı Michael Lydon kitaba yazdığı önsözde şöyle diyor: "Albümlerden oluşan bu harikulade galakside, hiç şüphem yok ki favorilerinizden düzinelercesini bulacaksınız. Dileğim, sayfaları çevirdikçe, Ölmeden Önce Dinlemeniz Gereken 1001 Albüm adlı bu kitap olmasaydı hiç bilmeyeceğiniz daha düzinelerce yeni favori edinmeniz."

Türkiye'den kimse yok 

Kapağında Blondie grubunun kült solisti Debbie Harry'nin bir illüstrasyonunun yer aldığı kitapta elbette çoğunlukla Batı dünyasından rock ve pop albümleri sunuluyor. Dünya müziği, blues, folk, hip hop, country, electronik müzik ve caza da belli miktarda yer ayrılmış. Alternatif, punk ve progresif rock, thrash metal, grunge ve grindcore gibi türler de mevcut. Klasik ve çağdaş senfonik müzikse, başka bir kitabın konusu olarak düşünüldüğü için olsa gerek, dışarıda tutulmuş. En fazla adları geçen sanatçı ve gruplar, 7'şer albümle The Beatles, Bob Dylan, David Bowie ve Neil Young. Onları 6'şar albümle Elvis Costello ve The Rolling Stones, 5'er albümle Brian Eno, Bruce Springsteen, The Byrds, Led Zeppelin, Radiohead, Sonic Youth, Tom Waits ve The Who izliyor. Joni Mitchell, The Kinks, Leonard Cohen, Metallica, Miles Davis, Morrissey, Nick Cave and the Bad Seeds, Pink Floyd, R.E.M., Steely Dan, Stevie Wonder, Talking Heads ve U2'nunsa 4'er albümleri girmiş. Türkiye'den kimse yok. Anlaşılan müzik aleminde dikkat çekmek ve hatırlanmak için önümüzde daha upuzun bir yol var.

Sinatra'yla başlayıp Arcade Fire'la bitiyor 

100'e yakın müzik eleştirmeninin katkılarıyla hazırlanan ve fotoğraflar, illüstrasyonlar, albüm kapakları ve unutulmaz alıntılarla zenginleştirilen Ölmeden Önce Dinlemeniz Gereken 1001 Albüm, Frank Sinatra'nın 1955 yapımı In the Wee Small Hours adlı albümüyle başlıyor. Albümün künyesi ve şarkı listesinin yanında, sıra dışı hikâyesi de anlatılıyor. 1950'lerin başında Sinatra'ya "işi çoktan bitmiş" bir şarkıcı olarak bakılıyormuş mesela. Çünkü plak sözleşmesi yapmak bir yana gece kulüplerinde bile sahneye çıkamaz haldeymiş. Lakin Capital Records'un yeni yetenekler bölümünün başındaki Alan Livingston bu genç adamda hâlâ yeterince farkına varılamamış bir parıltı gördüğü için, tüm riskleri göze alarak onunla bir sözleşme imzalamış. Sonuç, çağının öncülerinden kabul edilen bu albüm olmuş. Kitapta tanıtılan son albümse, folklorik rock yapan Arcade Fire'ın 2010 yapımı The Suburbs'ü.

Gülenay BÖREKÇİ / HT PAZAR

Ölmeden Önce Dinlemeniz Gereken 1001 Albüm
Robert Dimery
Caretta Yayıncılık

Nilüfer’in rock’çıları

Nilüfer rock’çılarla düeti sevdi, “12 Düet”in ardından “13 Düet” isimli devam albümünü yayımladı. O kadar çok rock’çı var ki daha da en az iki albümlük yolu var sanatçının. Bakalım rock’çılar neler yapmış bu albümde


Gripin: Birol Namoğlu’nun sesini duyunca artık benim aklıma sadece ağlayarak şarkı söyleyen bir adam geliyor. Ağlayan adam ve Nilüfer, şarkıyla ilgisini anlayamadığım efektlerle beslenmiş bir düzenlemeyle “Hatıralar Hayal Oldu”yu söylemişler. Şarkı güzel de ben iki ekol arasında bir uyum göremedim.
Gece: “Başıma Gelenler” gayet eğlenceli bir şarkı. “Düetlenmiş”, düzenlenmiş ama bana sıradan bir rock’laştırma operasyonu gibi geldi.
Gitar, davul, bas oturup girişince rock mı oluyor?
Emre Aydın: Melankolik uzay arpejleri şeklindeki efektler bu şarkıda da (“Son Perde”) devam ediyor. Bir diğer ağlayan adamımız Emre Aydın ile Nilüfer’in uyumu Gripin’e göre daha iyi “Son Perde”de.
Bulutsuzluk Özlemi: Güçlü vokal gerektiren herkesin ezbere bildiği bir şarkıyı (“Her Yerde Kar Var”) Nilüfer’le söylemeye girişiyorsanız ya şahane bir vokaliniz olacak ya da Serge Gainsbourg gibi serbest takılacağınız başka türlü bir şarkı seçeceksiniz. Nejat Yavaşoğulları rock dünyamızın mihenk taşlarından önemli bir sanatçı ama uygun bir seçim değil bu şarkı.
Feridun Düzağaç: Albümün düete benzeyen şarkılarından. İki kendi tarzı oturmuş ses bağırmadan şarkı söylüyor. “Kavak Yelleri” doğru seçim.
Kargo: “Yaşamak Ne Güzel Şey” ne kadar da hareketli, çeşitli şekillerde düzenlenmeye müsait, yaratıcılığa açık bir şarkı. Tabii yaratıcılığa açıksanız. Gitar, bas, davul oturup hadi abi deyip girişince rock oluyor ama bir şeyler eksik kalıyor.
Mor ve Ötesi: “Dokun Bana” albümün en iyi düetlerinden biri bence. Hem düzenleme açısından hem yorum olarak.
Farklı tarzda ses rengine sahip iki isim birlikte farklı bir ahenk yaratmış.

Model ve Nilüfer gayet uyumlu

Vega: Deniz Özbey hangi şarkıyı söylese ruhunu katmayı başarabiliyor. Şu âlemdeki en kendine has ve ayırt edilen seslerden birine sahip. Nilüfer’le ikisi mükemmel tınlıyor “Ta Uzak Yollardan”da. Ben buradaki düzenlemeyi de şarkıya çok uygun buldum.
Model: Valla “Şov Yapma”nın disko rock versiyonu iyi fikir. Hatta Disko / elektro pop / funky diyelim. Renk katmış. Model ve Nilüfer hayret verici şekilde uyumlu ve başarılı.
Manga: “Eğrisi Doğrusu” Manga’nın denetiminde bir tür Placebo şarkısına dönüşmüş. Hiç de fena olmamış. En fazla dikkat çeken yorumlardan biri (yani benim dikkatimi). Çünkü üzerinde düşünülmüş, bir fikir geliştirilmiş, stüdyoya girip “hadi beyler” diye
haldır huldur çalınıp “bahtımıza ne çıkarsa” denmemiş.
Zakkum: “Agora Meyhanesi” Zakkum tarafından kendi meşreplerince düzenlenmiş ve bir arabesk rock şarkıya dönştürülmüş. İçip içip efkarlanıp çıldıranların
şarkısı olabilir. Gaza gelmek isteyen varsa buyursun.

Albümün en iyisi Pinhani düeti

Pinhani: Şarkı iyi, müzisyenler iyi, düzenleme iyi, vokaller iyi, “Dünya Dönüyor”u akustik gitarlarla düzenleme fikri şahane. Albümün açık ara en iyi, en şahane şeyi... Buradan öğrenecek çok şey var herkes için. Bize susup dinlemek düşer.
Çilekeş: “Değişir Dünya” şahane bir saykodelik funk / rock şarkısı olmuş. Müzisyenliğe, enstrümanlara, basa bayıldım. Hiçbir klişe yok bu şarkıda. Görkem Karabudak’ın sesiyle Nilüfer’in uyumu şahane. Sondaki akapella vokal partisyonları özellikle çok başarılı. Bence Nilüfer, Çilekeş’le daha fazla şarkı yapmalı. Düet dediğin bunun gibi olmalı, şaşırtmalı, şarkı öyleyen iki kişiden öte yeni bir ruh yaratmalı. Burada hepsi var.
Sonuç: Aynı albümde hem şarkılar cover’lanacak, hem de düet yapılacak. İtiraf etmek gerekirse zor bir iş. Bazen iyi olur bazen kötü. Nilüfer ve rockçıları bazen hayal kırıklığı yaratıyor, bazen mest ediyor. Ama her halükarda yılın en dikkat çekici albümlerinden birini daha yaratmayı başarıyorlar.
Nilüfer Hanım’a bir soru: Neden kamçı?

Mehmet Tez - Milliyet

28 Ocak 2013 Pazartesi

TOLGA AKYILDIZ: "BENi BU KADINLARA EMANET EDiN"

Popçuymuş, cazcıymış, rock’çıymış, ses genişliği ne kadarmış; hiç hesaba katmadım. Son dönemde kalbimde parlayan, inandığının peşinde koşan kadın müzisyenlere kendi penceremden baktım

Türk popüler müzik hayatının merkezinde iş yapan, orada ‘çok meşhur’ olan ya da olmaya çalışan kimi kadın vokalleri; hatta divalarımızı ve ekol olmuş bazı isimleri, kısa süreliğine kafamdan sildim. Geriye kim kaldı benim için diye düşündüm...

MİRAY KURTULUŞ / SELEN HÜNERLİ- MySpace’in tek tabanca olduğu yıllarda şarkılarını paylaşan Miray ve Selen; bu sayede MİRA ve NORDDA adlı gruplarda dikkat çektiler. Sonra ikisinin NADA adlı gruplarıyla yaptıkları ODA albümü ortaya çıktı. Miray ve Tan’ın (Tunçağ) MİRA’sı geçtiğimiz yılın en güzel albümlerinden birine ‘Ayda Kahvaltı’ya imza attı. Yeni NADA albümü yolda...

YASEMİN MORİ- ‘Hayvanlar’ albümüyle bizi çarpmasının üzerinden     4 yıl geçti. Ancak yeni albüm ‘Deli Bando’, Mori’nin yerini 2000’lerin en iyi kadın rock vokallerinden biri olarak perçinledi. Yasemin şahsına münhasır bir kadın. İşi de özel bir iş.

ÇİĞDEM ERKEN- ‘Kız Kafası’nın en güzel hallerinden. Kendisine bir piyano verin, size bir şarkı yapsın sonra yumuşacık sesiyle söylesin. İçinize işlesin.

DİLARA SAKPINAR- 123’ün 4 yıl kadar önce ‘Aksel’le başlayan bütünlüklü müzikal hikâyesinin son ayağı ‘Anja’ adlı albüm olacaktı. Ancak geçen yılın başında araya ‘Lara’ girdi. Dilara’nın vokal hissiyatını ortaya en net çıkartan albümün ‘Lara’ olduğunu söyleyebilirim. Kendisini senfoni orkestrası önünde dinlemeniz de lazım.

MELİS DANİŞMEND- Üçnoktabir’le albüm sahibi olan Melis; kendine has bir kadın albümü olan davulsuz ve akustik solo albümü ‘Daha Az Renk’le renklerini gösterdi. Bu yıl çıkan ‘Biraz Gülmek İstiyordum’u döne döne dinliyorum.         Bir kendini bulma hikâyesi.

CEYL’AN ERTEM- Anima’yla ktığı yol geçen yıl ‘Ütopyalar Güzeldir’e kadar geldi. Uluslararası sahnelerin hakkını verdi. Sesi de vokali de az bulunur nitelikte. Şarkıları hangi coğrafyada dolaşırsa dolaşsın içinde bir Sezen Aksu da var.

MEHTAP MERAL-  2011’in kendine has albümlerinden biriydi ‘Aşk’. Bizi tan-goyla vurdu. Mehtap bir korist, keman-cı, şair... Heyecan veren bir kadın vokal.

BİRSEN TEZER- Caz kadın vokal denince ilk akla gelen isimlerden. İlk albümü ‘Cihan’dan sonra çok özel konserlere imza attı. Şarkı söyledi mi içinize dokunur. Yeni albüm ‘İkinci Cihan’ 1 Şubat’ta çıkıyor. Müthiş.

HEDİYE GÜVEN- Yıllardır albümsüz olmasına rağmen şarkıları internet ortamında paylaşıldıkça paylaşıldı. O da durmadan yeni şarkılar yaptı. ‘Yengeç’ albümü bu sürecin sonudur. Hediye için yeni bir dönemin de başlangıcı.

JEHAN BARBUR- ‘Uyan’, ‘Hayat’ derken geçtiğimiz yıl ‘Sarı’yla son noktayı koydu. Caz ikliminden gelen melodik şarkılarına tiyatro oyun ve dizi müziklerini ekledi. Emin adımlarla devam ediyor.

AYŞEGÜL TURAN- Nam-ı diğer Mavi, buğulu retro vokali ve güzel şarkılarıyla sesini daha çok duyuracak elin olun.

İREM CANDAR- Zamanında Teoman’a eşlik ettiği şarkılarda “Kim bu kız?” dedirten İrem’in ilk albümü ‘Erik Ağacı’ henüz çıktı. Şimdiden 2013’ün en iyi albümlerinden biri olduğunu söyleyebilirim.

ÖYKÜ GÜRMAN- Öykü Berk Projesi’ni geride bırakıp solo çalışmaya başladı. Yolundan dönmezse yakın bir gelecekte Türkçe popun merkezinde saygıdeğer ve farklı bir yer edineceğine inancım tam.

AYŞE SARAN- Uzun süre önce bitirdiği ‘Rüyadan Kaçış’ albümünü geçen yıl çıkartan Ayşe, bu yıl çıkacak ikinci albümünde de inandığı sert şarkıların peşinden gidecek...

Bu yazının teşekkürü: Bu yıl yeni albümlerini çıkartacak Şebnem Ferah ve Aylin Aslım; bolca dinlediğim Göksel, Özge Fışkın, Selen Gülün, Deniz Özbey Akyüz, Fatma Turgut; umut bağladığım Gaye Biçer, Sırma Munyar, Gaye Su Akyol, Tuğçe Şenoğul; birçok harika kadın vokalle tanışılmasına vesile olan ‘Doğa İçin Çal Projesi’; kariyerlerini ilgi çekici bulduğum Gökçe, Atiye Deniz, Hadise, Nil Karaibrahimgil, Sıla, Deniz Seki, Sertab Erener, Funda Arar, Yıldız Tilbe, Nilüfer ve Nazan Öncel; her daim Sezen Aksu, Müzeyyen Senar, Selda Bağcan ve  Ayten Alpman...